SUNU / PRESENTATION

Prof. Dr. Şevket Dönmez TÜBA-AR Yayın Kurulu Başkanı

Özet


Önasya tarımın başladığı, hayvanların evcilleştirildiği, ilk köylerin kurulduğu, yazının ve paranın icat edildiği, en önemli antik kentlerinin bulunduğu topraklara sahiptir, yani Eski Dünya'dır. Önasya'nın bir parçası olan Ülkemizin güney sınırının güneyindeki coğrafyada arkeolojik değerler ile kültürel mirasın tahrip edilişini büyük bir üzüntü ile neredeyse 5 yıldır izliyoruz.

Devletsizlikten meydana gelen otorite boşluğunu fırsat bilen bazı gruplar tarafından planlanan saldırılar önce Musul yakınlarındaki Ninive'de başladı. Assur başkentlerinden biri olan bu antik kentte, kışla-sarayın (ekal-masarti) yer aldığı Nebi Yunus Tepesi'ndeki Yunus Peygamber Türbesi yok edildi. Sonrasında Khorsabad köyü yakınlarındaki Dur-Sarrukin kenti hedef oldu. Ünlü Assur kralı II. Sargon'un (MÖ 721¬ 705) başkent olarak tasarlayıp, inşa ettirdiği bu önemli yerleşmenin son durumu hakkında ne yazık ki hiçbir bilgiye sahip değiliz. Sonraki saldırıların merkezi Nimrud adıyla bilinen antik Kalhu kenti oldu. Dicle ve Büyük Zap nehirlerinin kesişme noktasında yer alan Kalhu, Tevrat'ta Kalah olarak anılmaktadır. Burada inşa ettirilmiş olan Kuzeybatı Sarayı, Osmanlı sarayları da dâhil olmak üzere Önasya saraylarının atası olarak bilinmektedir. Maalesef yaklaşık bir yıl önce Kuzeybatı Sarayı ile hemen kuzeyindeki zigguratın bombalarla yok edilişini yansıtan filmler sosyal medyada yayınlandı.

Irak'la benzerlik gösteren olumsuz bir durum ne yazık ki Suriye'de de gelişmektedir. Palmyra antik kentinde bulunan çok sayıda heykel ile ünlü Baal Şamin Tapınağı'na ağır saldırılar yapıldığı üzüntüyle izlenmektedir. Mezopotamya ve Suriye'nin durmayan bir tempoda tahrip edilmekte olan arkeolojik değerleri ile kültürel ve tarihi mirası Türkiye'yi ve bizleri de ilgilendiren kritik bir konuma gelmiştir. Sınırlarımıza yalnızca 5-10 km mesafedeki bu örenyerleri, 100 yıl öncesinde atalarımızın, dedelerimizin yaşadığı bir coğrafyada, o günkü vatanımızda yer alıyordu. Buralardaki ilk kazıları başlatan İngiliz ve Fransızların Osmanlı Devleti'nden izin almış oldukları da unutulmaması gereken tarihsel bir gerçekliktir.

Türkiye'nin ve bir parçası olduğumuz Önasya'nın tüm arkeolojik ve tarihsel değerlerine sahip çıkılması noktasındaki yeni yayın anlayışını 2014 ve 2015 yıllarında basılan 15, 16 ve 17. sayılarla gösteren TÜBAAR, öncekilere göre içerik bakımından daha kapsamlı sayısı olan 18. sayıya ulaşmış bulunmaktadır. 2011 - 2013 yılları arasındaki aksama nedeniyle oluşan eksikler de bu sayıyla birlikte giderilmiş bulunmaktadır. TÜBAAR, 2016 yılında, 19. sayısı ile normal periyoduna dönmüş olacaktır. Bugüne değin artan bir ilgiyle bizi destekleyen TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar ile Danışma Kurulu üyemiz Prof. Dr. Kenan Çağan'a, Editör, Yayın ve Danışma kurullarındaki değerli hocalarım ile meslektaşlarıma teşekkürlerimi sunarım. Bu sayıya yazıları ile değer katan makale sahipleri ile teknik ve bürokratik işleri başarı ile tamamlayan Asiye Komut, Ece Yavuz ve Cansu Aktaş'a teşekkür ederim. Arkeolojik kazıların sonsuza kadar devam etmesi dileği ile.

 

Prof. Dr. Şevket Dönmez

TÜBA-AR Yayın Kurulu Başkanı


Tam Metin:

PDF

Refback'ler

  • Şu halde refbacks yoktur.